11722 Üye 0 online 1428 misafir Lütfen giriş yapınız    E-Mail    Şifre     Beni hatırla   Şifremi Unuttum
iletisimciyiz.com üyeliği yalnızca davetiye yoluyla gerçekleşir.
medya
( 01.01.2011 )
  1  Yahşi... ATV
  2  Yetenek Si... Show TV
  3  Star Ana H... Star TV
  4  Yetenek Si... Show TV
  5  Yahşi... ATV
     
medyada arama
bence iletisimciyiz.com

berna kaya


  makale




Başkalarının acılarından haz duyarız

betul memiş
[ 07.01.2015 ]
[ 1319 kez görüntülendi. ]


Kimilerinin ?karizmatik bir adam, muhteşem bir oyuncu?, kimilerinin ?iyi oyuncu ama kabul edelim karizmatikliği burnunda?, kimilerinin de ?iyi filmlere imza atan bir oyuncunun ?Asteriks ve Oburiks?te veya ?102 Dalmaçyalı?da ne işi var?? dediği benimse en temizinden dimağımda kalan: ?Cyrano de Bergerac? ve ?Şantör? filmlerinin büyülü oyuncusu Gerard Depardieu? ?Günümüzün parlak-cilalı sinema starlarından çok, mütemadiyen olay çıkaran Hollywood efsaneleri gibi davranıyor? diyenler de var mesela onun için! Dev cüsseli görüntüsünün altında (ki daha 12 yaşındayken de 1.80 boyunda, haşmetli bir çocukmuş) derin ve aslında ?acılar deryası? kıvamında geçmişini, yaşanmışlıklarını filmlerinde büründüğü karakterlerin tebessümlerine sıkıştıran Depardieu, ?60?lı yıllardan günümüze sayısız filme imza atarak fenomene dönüşen oyunculuğu ve ayrıksı söylemleriyle -inişli/çıkışlı da olsa- beyazperdenin vazgeçilmezlerinden oldu!
Fransa´da sosyalist hükümetin vergi politikası nedeniyle Fransız vatandaşlığından çıkma kararı alarak Rusya vatandaşlığına geçmesi ise en son gündemi meşgul eden nevaleliklerdendi mesela? Fransa?daki 2012 başkanlık seçimlerinde sağ kanattaki politikacı Nicolas Sarkozy?yi desteklemesi veya Küba?da petrol alanında yatırımlarının olduğunun konuşulmasının yanında, kendini ifade ettiği ?enteresan? biçimler de yok değil: Moritus?un kumsalında çırılçıplak hoplayıp zıplarken görülüp fotoğraflanması gibi? Bypass ameliyatının akabinde, alkollüyken geçirdiği ağır motosiklet kazası sonrasında ?Bu dünyada çok az mutluyum. Ama kadehimde çok olmasından hoşlanırım? demesine değin, daha birçok mevzu var onun hakkında okuyup, duyduğumuz. Yaşadıklarından mıdır, yoksa artık içsel yolculukta vakit mi gelmiştir bilinmez, Depardieu bir ara ?tanrıya daha da yakınlaştı? ve dördüncü yüzyıl St. Augustine?in yazmalarıyla kendini Paris?te Notre Dame Katedrali?ne kapattı? Tabii tüm bunların yanında gurmeliği, açtığı restoranları ve yazdığı yemek kitaplarını da es geçmemeli? Ve 2008?de, kendi gibi oyuncu olan 37 yaşındaki oğlunun zatürreden ölmesi? Son kertede ?uslanmaz Depardieu? diyenler sanırım bu ?uslanmaz? tanımının altına birçok dipnot geçiyorlardır zira bu ?uslanmaz? ve ?acılar deryası? tanımını, biraz bellek tazelemek bakımından açmak isterim: Şu fanilikte kimin yoktur ki ?uslanmaz halleri/acısı-deryası? derseniz de öyleyse üstünden geçelim, bu dev cüsseli ve nazarımda şahane oyuncu Depardieu?nun miladını?

AKTÖR OLMASAYDIM?
Fransa?nın orta kuşağında bulunan Indre?de, anne Jeanne Josèphe Éliette ile ?okuma- yazma bilmeyen? metal işçisi olan René Maxime Lionel Depardieu´nün altı çocuğundan üçüncüsü olarak dünyaya geliyor, yıl 1948? Sonrası aslında filmlere konu olur türden: Konuşma bozukluğu sebebiyle okulda yaşadığı sorunlar sonucunda dengesiz ve uyumsuz olarak nitelendirilmesinden tutun da henüz 12 yaşındayken evden kaçıp iki fahişeyle yaşamaya başlamasına ve karıştığı ufak tefek bazı suçlardan dolayı bir süre hapiste yatmasına kadar? Hatta kara borsadaki işi sebebiyle girdiği cezaevinde psikoloğunun tavsiyesiyle kendisini sahneye - tiyatroya veriyor Depardieu? Bu konuda da ?Aktör olmasaydım, katil, hırsız olabilirdim? cümlesi o zamanlardaki dünya ile münasebetinin izdüşümü gibi! 1964?te oyunculuk öğrenimi gören Michel Pilorgé ile Paris´e gidiyor, burada izlediği bir Molière oyunu sonrasında oyuncu olmaya karar veriyor.
Tüm bunları bir dedikodu ? magazinsel söyleminden çıkarıp, daha çok kendi kelamından etmesi ve tabii ki samimi bir jargonda dile getirmesi belki de onu bu kadar ilginç kılan başlıca nedenlerden. Ve belki de kendi katarsisini / arınmasını da böyle yapıyor usta oyuncu kim bilir? Bazılarının samimi bulduğu bazılarının da abartılı gördüğü Depardieu, kabul edin ya da etmeyin istediği gibi yaşıyor ve geçmişteki yaşadıklarının bugününü oluşturduğunu söylerken de yine bildiği yerden, yüzüne düşürdüğü o artistik tebessümünden konuşuyor?
Gelelim bu yazıyı Gerard Depardieu?ya ayırmamızın sebebine? Zorlu Center PSM, dünyaca ünlü isimleri ağırlayarak İstanbullu sanatseverleri ihya etmeye devam ediyor. İşte bu konuklardan biri de: Gerard Depardieu ve Agathe Natanson? İki usta oyuncuyu aynı sahnede yan yana görmemizi sağlayansa Pulitzer Tiyatro Ödülleri´nde finale çıkmış ve 30´dan fazla dile çevrilmiş, A. R. Gurney?in yazdığı ?Aşk Mektupları? oyunu. Her şeyi kitabına göre yapan uslu çocuk Andy ve asi sanatçı ruhlu Melissa`nın birbirlerine çocukluklarından başlayarak yaşamları boyunca yazdıkları mektuplarla anlatılan sıra dışı bir aşk hikayesinin anlatıldığı bu kaçırılmayacak gösterinin tarihi ise 8 Ocak Perşembe, saat 21.00? Tiyatro sahnemizi şereflendirerek belleklerden uzun süre silinmeyerek temiz bir hatıra bırakacak olan ikiliden yazının girizgahından da anlayacağınız üzere Gerard Depardieu?ye ulaştık ve kendi halinde bir röportaj çıkardık. ?Aşk Mektupları?nı ajandaya not düştüyseniz, Depardieu?yu dinlemeye geçebiliriz?

SİNEMANIN HAYALETİ OLMA FİKRİNİ SEVİYORUM

Oyuncu, yazar ve roman yazarı Peter Handke?nin ?Oyuncuya dönüştüğümüz zaman hayatımızı harcamaya başlarız!? tanımı size ne düşündürüyor, katılıyor musunuz?
Evet, Peter Handke ile her zaman aynı fikirdeyimdir, fakat bir şeyi belirtmek zorundayım ki ben, ?eylemi? değil, yalnızca ?sözü? kullanmak üzere oyuncu oldum. Zaten sözün nasıl eyleme geçebildiğini de Peter Handke ve edebiyatın onun gibi büyük isimleri sayesinde keşfettim.

Dünya çapında bir oyuncusunuz, bu su götürmez bir gerçek pek çok eleştirmen sizden ?sinemanın hayaleti? olarak bahsediyor. Bu ?hayalet?likle ilgili mevzuya ne diyorsunuz?
Sinemanın ya da belli bir sinemanın hayaleti olma fikrini seviyorum. Sinema her zaman varolacaktır fakat içinden geçtiğimiz şu dönemde yaşadığı patlama malum! Bugün sinema yapmak için gereken tüm imkanlara sahibiz hatta telefon veya internet bile buna dahil fakat ?anlatıyı? yani ?hikayeyi? kaçırıyoruz tüm bu yeni teknolojik olanaklarla. Oysa sinema bugünkünden çok daha zorlu bir alandı, çok daha sağlam ve belki katı bir duruş gerektirirdi. Bugün televizyonlar bütün savaşları ve acıları gözümüzün önüne seriyor / getiriyor, fakat mutluluğa dair çok az şey görüyoruz. Sanırım Aziz Augustinus?u tekrar okumamız iyi olurdu. 340 senesinde, Roma İmparatorluğu?nun sonlarına gelindiğinde, tiyatrodan bahsederken söyledikleri günümüzün gösteri toplumu düşünüldüğünde manidardır: ?Tiyatroda, başkalarının acılarından haz duyarız? der Augustinus?

?Aşk Mektupları? oyunundan söz edelim isterseniz biraz da, mevzusu nedir?

http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/1027668-tiyatroda-baskalarinin-acilarindan-haz-duyariz



 


  diğerleri
PAZARLAMA İLETİŞİMİ VE STRATEJ...
Reklam pazarlama Önerileri ve Tek...
Pazarlama Stratejileri...
Başkalarının acılarından haz d...
SEVGİYİ SEÇİN...
PAZARLAMA İLETİŞİMİ VE STRATEJİLERİ
[17.03.2016]
PAZARLAMA İLETİŞİMİ VE STRATEJİLERİMurat ÜNEL Rekabet üstünlüğü bıçaklarla yapılan bir kavgada,Bir tabancaya sahip olmak gibidir.Anonim.Rakipl...
fanzin
    İletişimciyiz...
    Yaratıcı kişiler için...
    Yapımcı Aranıyor...
    Bağımsız Senaryo...
    SPONSORLUK...
İletişimciyiz
[14.02.2017]
İletişimciyizde iletişim bitmiş mi yoksa bana mı öyle geliyor :) ...

Hakkımızda
İletişim
Site Map
Sayfalarımıza eklenen yazı ve yorumlar, kullanıcıların kendi görüşleridir. Eklenen içeriklerden www.iletisimciyiz.com sorumlu tutulamaz. Kullanım koşulları, üyelik için onay alınan sözleşmede açıkça belirtilmiştir. Sinaps İletişim © 2008. Tüm Hakları Saklıdır.
powered by sinaps iletişim
0,28 sn.